4 Kasım 2018 Pazar

Cennet ayaklarımın altında.

4 Kasım 2018
Pazar
Antalya

Ne zamandır, erken kalkamadığım için pazar turlarını kaçırıyordum.
Bu sefer olmaz.

Antalya'nın sevimli bisiklet grubu ABS Antalya Bisiklet Sevenler, bu pazar Çamyuva-Alacasu-Cennet Koyu'na tur düzenlemişler.
Sabah 7.00 da kalkıp güzel bir kahvaltı ettim.
8'e 10 kala buluşma yerindeydim.




Hava serin, Ercan; "Boşuna mı böyle giyindik." deyip, acemiliğimi yüzüme vuruyor.



Rügarlığımı/yağmurluğumu alacaktım ama nasılsa güneşli bir gün olacak diye vazgeçtim.
İyi ki de almamışım, 1 saat sonra güneş etkisini gösterdi.



Cuma günü performans turuna gelemeyen Eren, buluşma yerine gelen ilk kişi.



8.10 da grup hareket ediyor.



105 km bazı arkadaşların gözünü korkutmuş, tur fazla kalabalık değil gibi.



Yanılmışız, Antalya çıkışındaki kahvaltı molasında 47 kişi oluverdik.



Çoğunluğu gençlerden oluşan ekipte benim gibi veteranlar da var.



ABS'nin yol disiplinine hayranım.
Özellikle kasksız kesinlikle katılamıyorsunuz.
Yönetici dahi olsanız, kaskınızı unuttuysanız evin yolunu tutuyorsunuz.



Bir de yol kontrolü ve tüm grubu dağılmadan bir arada tutabilme becerileri, tecrübeyle oluşmuş besbelli.



Peşpeşe 3 tane tünelden geçeceğiz.



İlk tünelin girişinde toplanıyoruz ve önceden haberli olan trafik ekibini arayıp geldiğimizi söylüyoruz.



10 dk beklemeden sonra,



Trafik aracı, bize eskort oluyor.



3 tünelin geçişini de bu aracın eskortluğunda, güvenli bir şekilde yapıyoruz.



Eskort araç sağ şeridi kesiyor ve tüm grubun arkasından geliyor.



Böylece, emniyet şeridi olmayan tünelleri
güvenli bir şekilde geçiyoruz.



Önce "Orhan Büyükalp Tüneli".



Ardından, "Adnan Sezgin Tüneli".



Arkadan gelen araçların gürültüsü, tünelin içinde yankı yaptığı için size ne kadar yakın olduğunu bilemiyorsunuz ve bu tünel geçişleri bisiklet için kabusa dönüşüyor.



Bu sefer öyle değil.



Güvenli geçişin keyfi inanılmaz.



Tüneller bitiyor..



Herkesin neşesi yerinde..



Tur keyfi dorukta..



Yaşasın ABS. 😀



Bir lastik patlama durumu var.



Yenisi ile değiştirene kadar tüm grup bekliyor.



Bu küçük molalarda arkadaşlıklar da pekişiyor.
Fotoğrafın sağında bulunan arkadaşım, bisiklet yarışçısı.
Kendi yaş grubunda birincilik kazanmış.
Bana yarışmamı tavsiye etti.
Sıkı bir çalışma ile kupa şansımın olacağını söylüyor.
Hadi hayırlısı. 😊



1 lastik patlaması daha oluyor.
10-15 dk da onun için bekliyoruz ve 11.20 de Çamyuva'da oluyoruz.



Öğle yemeği için alışverişimizi yapıp, Cennet Koyu'na pedallıyoruz.



Saat:12.00'de Cennet Koyu'na varıyoruz.



Bisikletlerimizi park edip, bu minik koyun sağ tarafında toplanıyoruz.



Herkes yerini seçip, önce biraz soluklanıyor.



Nedense 2 kişi dışında denize girmeyi düşünen olmamış ama hava şahane.



Ben de bisikletimi park edip..



Kısa bir fotoğraf turuna çıkıyorum.



Daha önce burada arkadaşlarla bir kaç kere çadırlı kamp yapmıştık.



Çevreyi biliyorum o yüzden



Grup yöneticilerinden Oğuz ve Hakan, turun kritiğini yapıyorlar herhalde.



Biz de Eren'le kritik yaptık.



Burada ateş yakmak zaman zaman yasaklanıyormuş.



Bu gün de o zamanlardan biriymiş.



Önce sahilin tadını çıkarmak için şöyle bir çakıllara oturup..



Sonrasında yiyeceklerimizi hazırlayıp..



Başlıyoruz tıkınmaya..



Eren'le bizim yemeğimiz; Ton Balığı, Çavdar ekmeği, limonlu gazoz ve muz.



Aslında ateş yakabilseydik, sucuk ekmek ve ayran ne şahane olurdu.



Olsun, bir başka turda da onu yaparız.



Yemek basit olunca, fazla uzun sürmüyor tabi.



Hem ellerimi yıkamak hem de ayaklarımı ıslatıp serinlemek istiyorum.



Aslında bir mayo koyacaktım çantama ama unuttum malesef.



Bu güzel havada, bu şahane koyda yüzmek nefis olurdu.



Olsun, bize "nefis" mi yok?
Eren; "Hadi fotoğraf çekelim."



Ben; "O poz öyle olmaz, böyle olur."



Eren; "Abi, bisikletin en kral pozu budur."



"Cennet" ayaklarımın altında."



Saat 14.00 te hareket.
Daha çok var.
Hadi, dolaşıp fotoğraf çekmeye devam.



Bu patika, Çıralı'ya kadar gidiyormuş.



Biz o kadar gitmeyeceğiz.



Bir kaç artistik poz..



...



Arkadaki buruna doğru bir ağaç altında mavi bir çadır var.
En kral hayat onunki.



Olsun, biz de kısa bir süreliğine kral sayılırız.



Tanıştırayım, yeni bisiklet kankam; "Eren".



Konuşulduğu gibi saat 14.00 te dönüşe geçiyoruz.



İstikamet Antalya.



Tertemiz asfaltta 50 km yol.



Biz yola çıkarken Olimpos Dağı bize göz kırpıyor.



Çevirin pedalları..



"Evet evet, size dedim."



"Çevirin."



Tüneller bölgesine girmeden, Beldibi'nde son mola.



Suları tazeleme..



Biraz soluklanma..



Çikolata filan tüketme..
Eskiden, ben de çok fazla çikolata tüketirdim ama artık uzak duruyorum.
Meyva en güzeli.



Patronlar bu gün çok iyi iş çıkardılar ama yoruldular.
4-5 lastik patlaması, önden gidip yolu şaşıranlar, gençlerin performansına ayak uyduramayıp sürekli geride kalanlar..
Böyle bir grubun sorumluluğunu alıp bu kadar güzel yönetmek büyük başarı.
Tebrikler size.
Her zaman yanınızdayım.
Hep destek, tam destek.



Tünellere girişte yeniden toplanma.



Bu arada bir lastik patlama olayı daha.



Gençlerden bazıları lastik değiştirmede o kadar hızlı değil.
Tecrübeli olanlar işi ele alıyorlar.



Bu sefer, tünel geçişlerinde eskortluğu, en başından beri canla başla çalışan motosikletli arkadaşımız yapıyor ve biz yine güvenle ve neşe içinde tünelleri geçiyoruz.



İşte Antalya ufukta göründü.



Bu inişin sonunda son kez toplanacağız.



Sonrasında herkes yoluna gidecek.



Konyaaltı sahilinin başlangıcı ve piknik alanı, "Sarısu".



Şahane bir tur oldu, iyi ki gelmişim.



Tur sorumlusu Meral ve Oğuz, veda konuşması yapıyorlar.
Salı gecesi görüşmek üzere.
Teşekkürler ABS.



Yaşasın bisiklet ve bisiklet arkadaşlıkları.
💚


...

..

.




Hiç yorum yok: