22 Mayıs 2014 Perşembe

GBT Gökova Bisiklet Turu

GBT
Gökova Bisiklet Turu
15-19 Mayıs 2014

14 Mayıs Çarşamba akşamı Bodrum'dan 4 arkadaş yola çıktık.
3 Bisikletli Emin, Orhan ve ben Nezih.
Bir de arabamızla bizi turda takip edecek olan Hale.


Bir küçük çeşme başı molasından sonra..



Zaman kaybetmeyip Muğla'ya hava kararmadan varmak için tekrar yola koyulduk.



Muğla'daki kamp yeri Keyf-i Çadır'a gün ağarırken vardık.



Bizim gibi, 1 gün önceden gelip, çadır atanlar çoğunlukta.



Daha da gelen var.



Kendimize bir yer seçip..



Çadırlarımızı kurmaya başladık.



İşlem tamam.



Akşam yemeği sonrası bir toplantı..



Gezi hakkında Adnan Cangir'den de bir çok bilgi aldık.



BBK olarak buradayız.



Orhan'ın bisikletinin çadırıma düşen gölgesi.


………..


1inci gün.



Güzel bir sabaha uyandık.



Çadırlarımızı toplayıp arabaya yükledik.
Bisikletlerimiz ve biz, BBK takımı olarak hazırız.



Kahvaltı yerine biraz erken vardık, ilk günün heyecanı.



Kahvaltıyı beklerken günün ilk ışıklarıyla yıkandık.



Hava biraz serin ve bulutlu.
Meşhur Muğla simidi ile kahvaltı bizi kendimize getiriyor.



Daha şimdiden, tanışmalar, kaynaşmalar..



Pırıl, gıcır, bakımlı bisikletler yola hazır.



Herkesin kimlik kartı ve plaka yerine geçen birer numarası var.
Bizimkiler; 114: Nezih Öget
115: Orhan Odyakmaz
112: Emin Ersen.



Kahvaltı sonrasında biraz zamanımız var.
Emin; "Hadi sana Muğla'yı dolaştırayım." diyor.



Daha önce, Bodrum Fotoğraf Kulübü ile geldiğim bir gezide dolaştığım sokakları hatırlıyorum.




Bisiklet olunca, yürüyerek dolaştığım yerleri bir çırpıda geçip, daha da derinlere dalıyoruz.



Daha sonraki günlerde, BBK ile bir Muğla gezisi yapmanın iyi olacağında hem fikiriz Emin'le.



Bir de sabah kahvesi iyi gider dedik ve bu çay ocağını bulduk.



Şimdiye kadarki en ucuz ama bir o kadar da lezzetli kahvelerimizi yudumladık.
2 kahve 1.5 tl.



Muğla Bisiklet Derneği'nin gezi öncesi toplantısının sonuna yetişiyoruz.



Son zamanlarda çok sık karşılaştığım bir şey; Bisiklet turlarına takılan bir köpek mutlaka oluyor.
Bu da onlardan biri.
Tur başlar başlamaz bizimle hareket edip, uzun bir süre yanımızda koştu.
Ben de haşarı ve düzensiz sürüşüm yüzünden sanırım bir patisinin üzerinden geçtim.
Küçük bir kaza; kötü bir şey olmadı.



Geziye katkıları buluna Belediye Başkanı ve Kaymakam bekleniyor.



Orhan ve Emin, herkese dağıtılan GBT formalarını giymişler.



Herkes giysin diye rica etmişlerdi ama ben BBK formasını giyerek biraz aykırı davrandım.



Geziye büyük katkıları bulunan değerli insanlarla bir hatıra fotoğrafı.
Murat Sevig, ben, Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün.
Murat Sevig'den öğrendim az önce ; Osman başkanın yanında Bülent Savran (Muğla Bisiklet Derneği eski dönem başkanı) ve en sağda Muhlis Dilmaç Accell satış sonrası hizmetler müdürü (Turun ana sponsoru Accell'in turdaki temsilcisi, aynı zamanda Perşembe Akşamı Bisikletçileri grubunun kurucusu ve fikir babası).
Osman Gürün başkanımızla da fotoğraf çekildikten sonra tanıştırıldık.



.. ve tur başlar.
Ben en baştaki gurupta yerimi aldım.
Arkamda Emin.



Burada da hemen arkamda Orhan.



Gurup öncüsünü geçmememiz rica edildi ama ben fotoğraf çekmek için zaman zaman onların öününe geçiverdim.



Onlar da beni hoş gördüler.
Teşekkürlerimi arz ederim efendim.



Hava çok bulutlu ama herkesin neşesi yerinde.



Muğla üniversitesinin önünde, uzun bir yokuşa başladık.



Bayılırım yokuşlara.
Kondisyonumu yükseltmek için yüksek tempoyla tırmanıp, tekrar geri dönerek fotoğraf çekmek,



Dostlarımı görüntülemek benim eğlencem.
İşte Emin.


Yokuşu tırmanan bisikletçilerle, arabalar arasında kalan boşluktan..



Muğla üniversitesine kadar inip, yokuşun başladığı yerdeki en son bisikletçiye ulaşınca tekrar yukarı tırmandım.



Akyaka'ya inen Sakar yokuşu inişinde..



Gökova körfezinin muhteşem görüntüsüne hızla dalarken..



Daha önce bir kere daha yaşadığım bu iniş keyfinde, hızlı pedalcılarla birlikte uçmak çok eğlenceliydi.



Öğle yemeğini yiyeceğimiz bu çimlik alanda toplanmaya başladık.



Daha geriden gelen toplam 220 pedalcı beklenirken ben, kısa bir Akyaka turu yapayım dedim.



Bisiklet kiralayarak gezenlere yol tarif ettim.



Geri döndüğümde Emin ve Hale yemeklerini almışlardı bile.



Ben de sıraya girip öğle yemeğimi alıp yedim ve ardından kalan zamanı değerlendirmek için fotoğraf safarisine çıktım.



Bu tandem bisikletle, önde bir gönüllü bisikletçi ve ardında görme engelli bir arkadaş tur boyunca birlikte pedallayacaklar.



Solda, Milas'tan Selahattin bir çok etapta öncülük etti.
Ortada, Adnan Cangir Muğla'dan tur organizasyonunda ve yönetiminde önderlik etti.
Sağda, Bodrum'dan Nihat Gençosman turun yönetiminde büyük rol oynadılar.



Aramızda yabancı pedalcılar da var.
Üstelik oldukça iyi pedalcılar.
Her bisikletçi gibi doğa ve hayvanseverler.



...



...



Hava yağacak gibi olsa da bizi hiç ıslatmadı.



Arada birkaç damla ile serinletti.



Öğle yemeği molası uzuyor.



Turun ilk molasında, yönetici arkadaşlar iş planı yapıyorlar.



Molanın uzaması bana fotoğraf için zaman kazandırıyor.



Muhteşem Akyaka görüntüleri almamı sağlıyor.



...



...


Dostuz ve huzurluyuz.



Gurup fotoğrafı çekelim.



Yaklaşalım..



Elleri görelim.



O güzel elleri rotamızın yönünü belirlemek ve dengemizi sağlamak için kullanalım.



Akyaka'dan ayrılış.



Çubucak kamp alanına varmak için önümüzde yaklaşık 35 km yol var.



İlk günkü 74 km lik rotamızın henüz yarısındayız.



Okaliptus ağaçlı yoldan..



Datça yoluna girmeden önce..



"Eller havaya"



Haydi yola..



...



Yaşasın yokuşlar...



1979 yılında şampiyon olmuş bir bisikletçi dostla.



Öne çıkan bisikletçiler, arkada kalanları beklemeye mahkumdur.



Geride kalanların biraz yaklaşmasına izin veren moladan sonra..



Fazla yığılma olmasına meydan vermemek için yeniden pedallıyoruz.



Aranın fazla açılmaması için öncümüz biraz yavaşlıyor.



Ağır tempoda giderek biraz dinlenmiş oluyoruz.



Emin, fotoğraf makinemi alarak bir iki fotoğraf çekiyor.
Sonrasında ben yine geri dönerek, grubun en arkasına kadar gidip kendi rotama ek km yapıyorum.
Bu geri dönüşlerle ilk günün 74 km lik mesafesini 100 km ye çıkarıyorum.
Bu da benim seçimim.
Her geziyi bu şekilde davranarak antrenman havasına sokmak hoşuma gidiyor.



Tulumba tatlısı ikramı molası.



İlave enerji iyidir.
Bu sapaktan Çubucak'taki kamp yoluna giriyoruz.



Şahane orman yollarından yol alıyoruz.
Sağlam yokuşlar tırmanıyoruz yine.



Hangi köyün camisi olduğu hakkında fikrim varsa namerdim.
Ama güzel cami.



Çubucak, turun ilk günü rotasının bittiği yer.



Çadır yerimizi seçmek ve biraz dinlenmek için kısa bir ara.



Çerez ve bira nasıl da iyi gitti.



Bu kamp yerlerinden az kaldı.
Kıymetini bilelim, onları da otelcilere kaptırmayalım.



Tandem bisiklet yolcularıyla muhabbet.
Şeker insanlar.



Tarkan Bisiklet, yol boyunca teknik destek verdi.
Her türlü aksesuar ve yedek parçasıyla Tarkan turun gözbebeği.
Yaptığı yardımların hiç birinden işçilik parası talep etmediği gibi, yedek parça ve aksesuar fiyatları da inanılmaz derecede ucuzdu.
Tarkan, sen bizim herşeyimizsin.



Bu turda tanıştığımız, Bodrum Güvercinlik'in yeni sakinleri, çok cana yakın bir çift.




Denize giren bir çok pedalcı var ama güneş yüzünü bugün pek fazla göstermediği için ben yüzmüyorum.



Aslında içim gidiyor ama..



Bu keyfi bir başka güne saklıyorum.
Belki yarın Datça'da yüzerim.



Çadırım hazır.



Ayın doğuşundan sonra fazla geç kalmadan uykuya terk ediyorum bedenimi.



……….


2inci gün.



Erken yatmanın ödülü olarak çok erken kalkıyorum.



Pedalcılar henüz çadırlarında uykudayken..



Kamp alanında dolanıp..



Bu güzel görüntüleri yakalıyorum.



...



...



...



Gün başlıyor.



...



...



...



...



...



Telefonlar ve fotoğraf makineleri tazeleniyor.



...



...



Kamp uyanıyor.



Erken kalkan pedalcılar güneşi karşılıyor.



Gün ışığıyla yüzlerini yıkıyorlar.



...



...



BBK her yerde.



...



Hale, sabah yürüyüşünde.



Çadırımı, henüz uyuyanları uyandırmamak için toplamıyorum.



Biraz daha dolaşayım.



Kamp ücretleri.



İletişim bilgileri.



Turda başka tandemciler de var.
Bu bisiklete binenler de karı-koca.



...



...



Kamp mevsimini erken açanlar var.



Şimdiden yerleşmişler.



Çanak antenlerini bile kurmuşlar.



Sandallarını da getirmişler.



Önümüzdeki günlerde burada boş yer kalmayacak.



Emin' de uyandı.



Daha fazla beklemeyip, çadırımı topluyorum.



Kahvaltı sonrası..



Datça yolu bizi yokuşla karşılıyor.



Basın pedallara..



Güneşli ve sıcak bir gün olacak.



Muhteşem ikili.



Kamp yaptığımız Çubucak koyu ardımızda kalıyor.



Buldun güneşli havayı, gülersin tabi.



Turun ikinci gününde, bize hediye edilen GBT formasını giyiyorum



Turun en esaslı yokuşu bu etapta.



Bu yokuş bir çerez onun yanında.



Orhan formda.
Maşallah, güzel pedallıyor.



Bu işaret, %10 eğimli bir inişi bildiriyor.
Az ilerdeki tabelanın arkasındaki ağacın gölgesinde Murat Sevig bekliyor.
Yanından geçerken bana "Yukarıdaki elektrik direğinin dibinde mola vereceğiz" diyor.



İnişin rüzgarına kendimi bırakmışken, mola vereceğimiz elektrik direğinin hangisi olduğunu anlamaya çalışıyorum ileri bakarak.



Karşıda yükselen yol izini takip ediyorum gözlerimle.



Sonunda anlıyorum ki turun en esaslı yokuşunun başındayım.
%10 eğimle 3 km.
Yanımdan heyecanlı pedallarla geçen genç arkadaşıma "%10 eğimle çıkacağız, biraz yavaşla istersen" diye sesleniyorum.
Anında hızını azaltarak "%10 eğim mi?" diyor.
Anlaşılan tabelayı görmemiş.
"Üstelik 3km" diye bağırıyorum, sesimi duyurmak için.
Biraz daha hız keserek "3 km mi?" nidası çınlıyor vadide.
Yine de temposunu benden daha hızlı tutuyor.
Ne de olsa 25 yaşlarında.
Onun biraz daha önünde bir başka pedalcı görüyorum.
Tamam, diyorum; "Belki de hedefim o olmalı."
Yanımdan geçen genç pedalcının altında bir yol bisikleti var ve belli ki o da antrenman havasına girmiş.
Ama yaklaşık 200 m ilerideki öyle değil.
Yani, daha yaşlı olma ihtimalinin dışında temposu daha düşük.
Yokuşun sonuna kadar ona yetişirim diye düşünsem de aramızı fazla kapatamıyorum.
150 ye düşürdüm en azından ve o ne?..
Fotoğraf çekmek için durdu!
Hadi Nezih, bu fırsatı kaçırma diyorum ve biraz daha tempomu arttırmaya çalışıyorum.
Aramız 100 m ye inmişken kır sakallarını fark ediyorum.
İşte bu güzel, yaşıma yakın, yakalama ihtimalim var derken bisikletine binip aynı tempoda vuruyor yokuşa.
O kısa fotoğraf molası bile ona kalp atışlarını azaltma ve dinlenme sağlamış olmalı.
Bense molasız basıyorum pedallara ama zirveye doğru onu gözden kaybediyorum.
Orada durmuştur. Ne de olsa Murat, mola vereceğiz demişti.
Ama zirveye vardığımda tur destek arabaları orada olmasına rağmen o yoktu.
Enerji almamız için elime tutuşturulan çerez paketini alıp, iniyorum bisikletten.



Suyumu yudumlayıp, çerezimden tıkınmaya ve fotoğraf çekerek soluklanmaya çalışıyorum.



Güzel çıkıştı be.



Ödülü de bu manzara.
Geldiğimiz yol ve Datça yarımadasının iki yanı da seyri doyumsuz bir görüntü veriyor.



Bu arada Emincom' da geldi işte.



Helal sana dostum.
Yedin bu yokuşu da.



Gittikçe yükselen performansın takdire şayan sevgili Emincom.



NeO ve Emin




Sağlam pedalcı yabancı dostlarımızı da aramıza alarak..



Datça'ya doğru inişe geçiyoruz.



İnişler çabuk biter..
Ardından hemen bir başka yokuş gelir.



Datça'ya 30 km.



Hava şahane..



Pedallamayıp da ne yapacaksın?



Böyle şahane bir doğada, bir de yanında sevgili bir dostun varken...



Öğle yemeği için mola yeri Aktur.



Çimlerin üzerine konuşlanıp, bir de denize daldın mı, senden güzeli yok.



Gelip bisikletini bırakan..



Denizde serinlemeye..



Ardından duşunu alıp..



Yemek kuyruğuna girmeye başlıyor bile.



Ben de toparlanıp, yemek kuyruğunun sonunda yerimi alıyorum.



O arada bu ilginç bisikletiyle aramıza katılan bir Datça bisikletiçisi, bisikletinin yararlarını ve marifetlerini anlatıyor.



Daha 20 km var Datça'ya.



Pedallayacak 20 km.



Aralarında geçen sohbete kulak misafiri oluyorum.
"Kimseye söyleme ama bunun 4 tekerlisini yapmayı planlıyorum" diyor.
Siz de kimseye söylemeyin, olur mu?



Yatarak bisiklet sürmenin nesi güzel anlamadım.



Geride kaldım biraz.
Oyalanmışım demekki.
Öndeki gruba yetişmek için zorlandım açıkçası.



Datça girişinde yakaladım öncü grubu.



Aralarına karışıp..



Datça sokaklarına aktık birlikte.



Kamp alanımız olan Kargı koyuna pedalladık.



İşte Kargı koyu.



Dar alanda kısa paslaşmalar.



Çadır kurmak için ayrılan yer biraz küçük olduğu için..



Dipdibe kuruyoruz çadırlarımızı.



Çadır kurmayı sonraya bırakanlar, seçtikleri yeri belirlemek için bisikletlerini bırakmışlar.
Arada, bunun gibi şeylere itirazı olanlar olsa da tartışmalar hep dostça çözümlendi tur boyunca.



"Bu kadar insanın bu mevsimde ne işi var?" diye düşünen bu kedicik de bizi yukarıdan izliyor.



Biz Bodrum dörtlüsü, Datça'ya alışverişe inip dönerken daha yeni gelenler vardı.
Belki de Eski Datça'yı gezmeye gitmişlerdir ama kamp yerini birilerine sorarlarken bulduk onları.
Peşimize taktık ve ..



Yeniden kamp yerine..



Birlikte döndük..



Kamp alanı, panayır yeri gibi.



...



...



Bize hoş geldiniz diyen BBK'lı Cem Avuncan' da burada.
Bahçelerinden topladıkları bademleri ikram ediyorlar.



...



...



Duş sorunumuz olsa da denize girenler çoğunlukta.



...



Dolunayın doğuşu sonrasındaki kamp sohbetlerinden sonra, çok geç olmadan uyku moduna geçiveriyoruz.



……….


3üncü gün.


Yine ilk uyananlardan biriyim.
Ördek de öyle.



Güneş henüz doğmamış ve ay batmamış.



Şuradan bir yerden doğacak.



BBK formamı havalandırayım.



Gün doğumunu yakalamak için sahilde dolanıyorum.



Ay hala göyüzünde asılı duruyor.



Günün başlangıcını izlemek ne heyecanlı.



Köyün sakinleri sabah yürüyüşünde.



Hoşgeldin.



Haydi, uyanın yahu.



Kahvaltı boyunca benden sürekli peynir isteyen bu pati..



Bu pisiye ait.



Bugün, Datça limanından 2 tekne ile Bodrum'a gideceğiz.
Feribot için izin alınamadığından, arabalar karadan gidecek Bodrum'a.
Bu yüzden Hale ve Emin'de karadan arabalarıyla dönecekler Bodrum'a.
Biz, Orhan'la birlikte Datça limanına grupla birlikte pedallayıp, teknelere bineceğiz.



Yola çıkma zamanı.



Datça'ya son bir selam.



Güzel Datça, yeniden geleceğim.
Bekle beni.



Kamp yerinden Datça iskelesi 12.8 km.



Bodrum'a evime gideceğim.



Datça iskelesinde, teknelere bisiklet yüklemesi.



Yardımlaşma..



Bisikletler üste..



Pedalcılar alta.



3 saatlik bir deniz yolculuğu için..



Herkes yerini aldı.



Hava şahane..



Her bir tekne..



100 er bisiklet ve 100 er pedalcı taşıyor.



3 saatlik yolculuk..



Sohbetlerle..



Dostluk pekiştirmeyle..



Çabucak bitiveriyor.



Gümbet'e geldik bile.



Teklerimiz sırayla yanaşıyor iskeleye.



Bizi karşılayanlar var.



Önce serçeler..



...



.. ve elbette BBK.



Turkuaz formalarıyla..



Canım arkadaşlarım.



Bisikletlerden önce pedalcılar iniyor.



Herkes bisikletini buluyor..



Birlikte hareket için toplanılıyor.



Yüzler gülüyor..



Çünkü Bodrum'dayız.



BBK'lılarla buluşuyoruz.



Türkiye'nin her köşesinden..



Bisiklet sevdalıları..



Bodrum'un bisiklet sevdalılarıyla kucaklaşıyor.



Hep birlikte..



Bodrum merkeze doğru..



BBK başkanı Emrah'ın öncülüğünde..



Gümbet'ten..



Bodrum sokaklarına..



Kelebekler gibi süzülüyor.



Öğle yemeği için Delfi Otel'in avlusunda toplanılıyor.



300 bisiklet parkedip..



300 pedalcı karnını doyuruyor bu güzel mekanda.



Hemen ardından, BBK'nın lokma ikramı için Denizciler'in önündeki meydana geliniyor.



Yemek üstüne tatlı iyi gider.



İzmir lokmasının adı artık, Bodrum Lokması.



BBK, pedalcı dostlarına..



Soma'lı madenci kardeşlerimiz için lokma dağıtıyor.



...



Ardından Gümbet'teki kamp alanına geliniyor.



Gökova Bisiklet Turu, her Bodrum'a gelişinde burada çadır atıyor.



Kamyondan çadırlar alınıyor..



Emrah' da çadırını kuruyor.
Bu gece oğluyla burada kamp yapacak.
Çadırı ilk kullanan Burcu'nun oğlu Lorenzo oluyor.



Tarkan, yine görevde.



Yanında getirdiği bisiklet malzemeleri BBK üyelerinin beğenisine sunuluyor.



Evime gidip, duşumu alıp, ben de kamp eğlancesine..



Diğer BBK'lı arkadaşlarımla birlikte katılıyorum.



Kamp ateşi etrafında güzel bir gece geçiriyoruz.



…………


4üncü gün.



Bodrum - Ören etabına başlamak için Antik Tiyatro'da buluşma.



GBT ve BBK birlikte.



Aynı karede.



Fotoğraf çekimi ve tur bilgileri paylaşımı.



Ardından yola çıkma zamanı.



Herkes bisikletinin başına..



Nerede benim pislet yahu?



Yokuşbaşı'ndan çıkıp..



Kızılağaç'a doğru..



Kızılağaç köyünden geçip..



Yalı'ya..



.. ardından,



Çiftlik'e ulaştık.



Çiftlik köy kahvesinin müdavimleri ile..



Elmalarımızı ..



.. ve köy kahvesinin dutlarını yiyerek,



Centilmen beylerle,



Güzel hanımların fotoğraflarını çekerek bu molayı da sonlandırıp,



BBK'lı 5-6 pedalcının da bize katılımıyla,



Mazı'ya doğru pedallıyoruz.



Çocuk Mezarlığı köyüne doğru giden orman yolunda ineklere yol vererek..



Şirin çocuklarımızı selamlayarak,



2008 yılındaki turun ağaç dikimi bölgesinde..



.. anı fotoğraflarımızı çekip,



Yeniden pedalcı oluveriyoruz.



Ağaç gölgesinde, elma, fındık, kuruüzüm tıkınmalarımızı yapıp,



Mazı yokuşlarını arşınlıyoruz.



İlk kez öğle yemeğini hazır buluyoruz.
Gelenler, sıra beklemeden, hemen yemeklerini alıyorlar.



Gölgelerde,



Buraya kadar bize eşlik eden BBK'lı pedalcılarımızla birlikte öğle yemeğimizi yiyoruz.



Her köşede yakın dostluklara imza atıp,



Köy insanlarıyla sohbetler ediyoruz.



...



Minik pedalcılarımızın neşesi enerjimizi arttıryor.



Tarkan görevde.
Hakkını ödeyemeyiz.



Tur boyunca bir çok bisiklet, türlü arızalar yaşıyor.
Benim de ilk günde bir jant telim kopmuştu, Tarkan anında üstesinden geldi.



Ören'e doğru..



.. neşeyle yol alırken,



.. lastik patlamasıyla tek başına başa çıkmak bu tura katılan biskletçilere mahsus.



Bu güzel sahillerin korunması gerekirken, termik santral yapmak nasıl bir kalleşliktir?
Nasıl bir vatana ihanettir?



Dinerişe devam.



Ören'de kız alması.



Ören sahilinde..



Turun son kampı.



Ören parkı içinde..



En kuytu yere kuruyorum çadırımı.



Ardından, gelsin çaylar..



Gelsin Ören pisisi.



Gelsin biralar..



...



Ören'de akşam rüzgarı.



Günbatımı ile başlayan..



Güçlü rüzgar, burada kamp ateşi yakmamızı engelliyor.



Gecenin sonuna doğru Tarkan gezici atölyesini topluyor.



Orhan'la birlikte, önümüze uzanan kuçuyla, şaraplarımızı yudumlayarak geceyi dolduruyoruz.



Kuytuda gitar eşliğinde şarkılarla süren eğlenceyi onlara bırakıp, fazla geçe kalmadan uykuya çekiliyoruz.




……………


5inci gün.



Çadırımı açtığımda ilk gördüğüm şey benim BeBeK.
Ne mutlu bana.



BeBeK, tur boyunca vücudumun, kaslarımın bir uzantısı oldu.
Canım sevgilim.



Ören'den çıkış.



İlk durak Akbük olacak.



Düz bir yolla başlıyoruz.



Bu sizi kandırmasın.



Alatepe köyüne 8 km.



Bu 8 km nin 6 km si yokuş.



Kultak' a varmak için 6 km tırmandık.



Bir çay molasını hakettik doğrusu.



Benim çay molam, çayımı içince biter.
Ardından, kalan zamanı değerlendirmek için köyün içine girip, güzellikleri karelerime sığdırırım.



Her karede yaşanmışlıklar,



Her karede..



Geçmiş yatar.



Geçmişle..



Geleceğin arasında bir bağ oluşturan..



.. bu evler,



Kimbilir kimlere dünya oldular.



Her birinin hikayesini öğrenmek isterdim.



Şimdilerde hiç kimseyi barındırmayan bu tarih yüklü yapıda,



Bir zamanlar bu kadının çocukluğu geçmiş.



Hemen ardındaki bir önceki gibi tek odalı olan bu evde ise o kadının, arıcılıkla uğraşan dedesi yaşıyor hala.



Zeytin ağacına zarar vermemek için baca çözümleri de var.



Kultak köyünden ayrılıp,



Ören yokuşu denilen tırmanışa yöneliyoruz.



Zorlu yokuşun ödülü de bu Akbük manzarası.



Akbük manzarasını daha anlamlı kılan, Emincomun da aynı karede olması elbette.



Akbük koyunda yemek öncesi deniz sefası yaşıyoruz.



Ardından, Akyaka yoluna düşüyoruz.



27 km lik muhteşem bir sürüş ardından Akyaka bizi karşılıyor.



Turu bitirmenin keyfini yaşamak hakkımız değil mi?



Biz daha biramızı bitiremeden Orhan' da finişe ulaşıyor.
Heyt be, analar ne aslanlar doğururmuş.



Dostlarımızla vedalaşıp.



En yakın zamanda yine birlikte olmanın umuduyla..



Veda ediyoruz birbirimize.



Herkeste tatlı bir yorgunluk..



Turun bitmesinin burukluğuna karışıyor.



Kamyonumuz görevini bitirdi.



Tur fotoğrafları, evimizin en değerli köşesinde yerini alacak.



Tura katılan 250 kişinin her biri ile tanışmak mümkün olamadı elbette ama artık onların hayatımda özel yerleri var.



Bodrum yolcuları.



Kalanlara el sallayarak..



Evlerine dönen her kişiye iyi yolculuklar dileyerek..



Akyaka'lı dostlarımızla yeniden daha fazla görüşme umuduyla..




Ardımızda Akyaka'yı ve aklımızı bırakarak yola çıkıyoruz.


Hiçbir zaman unutamayacağımız bir deneyim yaşadık.
Seneye, yeniden birlikte olmak dileğiyle..!



..

.






2 yorum:

yücel yılmaz dedi ki...

2009 ve 2010' da katıldığım turu güzel karelerinizle tekrar yaşattınız, emeğinize teşekkürler.

Yücel Yılmaz

EMİN SARIDAĞ dedi ki...

Harika tur harika anlatım yüreğinize sağlık