12 Aralık 2013 Perşembe

Bodrum Hayvan Barınağı

İsmet biraz rahatsız, bu yüzden bugün atelye çalışmamız yok.
O yüzden biraz miskinlik yapıp saat 10:00 a kadar yuvarlandım yatakta.
Zaten hava buz gibi, hiç kalkasım yoktu.
Saat 10:30 gibi kahvaltımı bitirip güne balıklama daldım.
Bu kadar soğuk bir havada bisiklete binmektense, her zaman yapamadığım bir iki şeyi yapmaya karar verdim.
Hacı'ya bir telefon edip, "Ne yapıyon?" dedim.
"Şimdi evden çıktım, bisikletim yanımda, arabayla İasos'a gidiyorum, tek başıma pedallayacağım." dedi.
Ben de bu gün çalışmayacağımı ama bisiklete binmek yerine hayvan barınağına gidip, küçük bir araştırma yapmak istediğimi söyledim.
"10 dk sonra sendeyim, beraber gidelim." dedi özet olarak.
Böyle bir boş günü bisiklete ayırmayışıma çok şaşırmıştı ama söz konusu hayvan dostlarımız olunca o da bana uydu.
Buluşup bir çırpıda hayvan barınağına varıyoruz.
Bodrum'dan çıkınca, Torba kavşağını geçer geçmez, yokuşun sonunda sağda.


Barınağa girdiğimizde kafeslerdeki köpekler bizi "Hav hav." sesleriyle karşıladılar.
Onların yanına gitmeden barınak yönetim binasına yöneliyorum.


Kapıdan girince ilk dikkatimi çeken, kapının hemen solundaki bu pano oluyor.


Bir odada telefonla konuşan birinin sesleri geliyor.
Ben de etrafa şöyle bir bakıyorum.
Ortalık gayet temiz görünüyor.


Telefon konuşmasının uzun süreceğini anladım ve dışarı çıkıp köpüşlerin arasına karıştım.


Her yaklaştığım kafesin konukları bana ilgi gösteriyor.
Bazıları da kafesin dibine kadar gelip daha yakın olmak istediğini belli ediyor.


Bazı agresif tavırlar da görüyoruz.
"Sen havlama, ben zaten o işi yapıyorum." dercesine kafes arkadaşına haddini bildiriyor biri..


Bazıları tek başlarına kalıyorlar odalarında.


Daha sonra öğreniyorum ki; bu göz önündeki kafeslerde daha güzel görünümlü köpekler var.


Bunun sebebi, ziyaretçileri etkileyip, onların sahiplenilmesini sağlamak.


Onlar da ellerinden gelen şirinliği sergiliyorlar.


Uyumlu guruplar büyük kafeslerde tutuluyor


Bir çoğu böyle sakin.


Böyle..


.. ve böyle.


Bu ön ayaklarıçarpık olan ise gördüğüm en sinirli olanı.
Ben oradayken kafes arkadaşına saldırıverdi gözümün önünde.
"Hişt, hoop, çekil bakiim." filan diyerek ayırdık onları.


Battaniye, yastık, kilim gibi altlarına serdikleri malzemelerin eksik olduğunu söylediler ama bu depoda fazlasıyla var gibi görünüyor.
Belki de sık değiştirdikleri için yetmiyordur.


Neredeyse konuşacaklar.


Zaten gözleri konuşuyor.


Bu soğuk havada güneş bulunmaz nimet.


Bazı kafeslerin üstleri de kapalı çünkü tırmanıp kaçabilenler var.





Tamam, anladık, kocaman dişlerin var.











Bu bölümde tedavideki köpekler var.


Kedi evi ise boş. Çünkü kimse kedileri buraya bırakmıyor.
Kediler sokakta daha kolay yaşıyorlar.



Veteriner Aydın Coşkun bir ara yanımıza gelip bu barınak hakkında bize bilgiler verdi.
5 işçi ve 2 veteriner burada hizmet veriyor.
Bodrum belediyesi kuru mama ile iyi beslenmelerini sağlıyor ama yaş mama eksikleri var.
Bazen bu kuru mamaları yaş mama ile petshoplarda değiştirdiklerini söylüyor Aydın.
Şimdiye dek 2 uyutma vakası olmuş. Onlar da iyileşmesi imkansız 2 köpekmiş.
Çok acı çektikleri için ve kurtulmaları imkansız olduğu için uyutulmuşlar.


Barınağın girişinde, soldaki kafeslerde de yeni doğum yapmış köpekler ve yavruları var.


Tabiki çok şekerler.



Hacı neredeyse bir tane götürecekti evine.







Malesef gelişememiş bir yavru.





Yapılacaklar konusunda bir sürü fikirle donanmış olarak terkediyoruz burayı.


1 yorum:

Idil Ovacik dedi ki...

Vardiginiz bilgi icin cok tesekur ederim. Bana tek Bodrumda olan kedi baranagi olan burasi soylemislerdi ve cok merak etmistik. Bizim oturdumuz bolgede asiri sekilde kedi atiyorlar sokaga... yazlikcilar... alip bakamiyanlar. Iki tana kurtardim bi tane daga babami kandirip eve alicam. Ama hepsine yetisemiyorum. Kista geliyor. Bakalim bana yardimci olabiliceklermi.