17 Aralık 2014 Çarşamba

Kediler ve insanlar.

17 Aralık 2014
Çarşamba

Bugün korsan tur günü.

Dün de çok bulutluydu bu günkü gibi.
Ama yağmayacak hissiyatı var hepimizde.
Ben yine de limoni renkli yağmurluğumu giydim, hatta yanıma motosiklette kullandığım yağmurluk pantalonumu bile aldım.
Biliyorum ki bu kadar tedbir boşa gidecek ama sürpriz bir yağmurla ıslanmaktan iyidir.



Fatih'le ben, Bodrum'dan Öküz Abi ile geldik.
Herkes öğrendi artık ama ben yine de yazayım; Fatih, kamyonetine takmış bu ismi, "Öküz Abi".
Bir şeylere isim takmakta üstüne yok zaten.
Her hafta düzenlediği Korsan Tur'ların da ayrı ismi oluyor.
Bu günkü turun adı da "Kırmızı Tavşan Seyahat"


Başlangıç videomuz.



Hatçe ve Memo hazırlar.



Fatih, lastiklerin havasını biraz daha yükseltiyor.





İşte meşhur Mangalcı lokantası.



Tam karşısında da bizim park ve buluşma yerimiz.




Fatih'in müzik sistemi de hazır.



BBK da hayvan sevmeyen bisikletçi yok.
Bunu yarımadadaki tüm hayvanat bilir.



Bir de balığı çok severiz.



Bu turun sonunda yine onlardan birkaçını mideye indirmeyi düşünüyoruz.
Vegan arkadaşlarımız kusura bakmasın lütfen.



Henüz kedileri yemiyoruz efems.
Arkadaki Yakamoz Reataurant - Necip Ustanın Yeri, akşama buluşacağımız yer.
Balıklardan kalanları da bu kedicikler götürecekler.



Yoksa akşama dana filan mı çevirsek.



Kızılağaç köyünden Yalı'ya doğru yuvarlanırken,
Alazeytin sapağındaki köprüyü geçemedik bir kedi viyaklaması yüzünden.



Öyle bir viyaklama ki durup nedenini araştırmak zorunda kaldık.



Viyaklayan pisicik işte buydu, çağırınca koşarak yanımıza geldi.



Yanımızda onun yiyebileceği bir şey yoktu malesef.



Biz de sevgimizi verdik.



Dönüşte onu ve arkadaşlarını beslemek üzere yolun kenarından uzaklaştırıp diğerlerinin yanına götürdü Hatçe.
Peşinden gelemesin diye koşarak uzaklaşıyor ama yavru pisi de onu takipte.



Neyse, o yola kadar çıkamadan oradan uzaklaştık.
Dönüşte karnını doyuracağız onların.



Yalı sahili denizden gelen rüzgar yüzünden dalgalı.



Yolda araba ile bizleri yakalayan Ekener ailesi ile Yalı Kafe'de çay molası veriyoruz.
İhsan' da bizi burada yakalar artık.
Geç kaldı yine hınzır.



Yolda bizi yakalayan bir de Musto var.
Biz çaylarımızı içerken o da gidip bisiklet giysilerini kuşanıp, arabasındaki yeni aldığı Pınarello bisikletini hazırlamaya çıktı.



Biz de kara bobi ile yelken kulak oyununu oynuyoruz.



İşte Musto'nun yeni cicisi Pınarello.
Müthiş değil mi?



İhsan' da geldiğine göre bir gurup fotoğrafı ister artık.



Musto, bizim laylaylom hızımızdan pek hoşlanmayıp, bir iki kere gidip geliyor.
Bu yol bisikletçileri böyle işte.



Pınarello bisiklete binip de laylaylom pedallamak olmaz tabi.
Ben de ona uyup, yüksek kadans çevirerek şöyle bir iki gidip geliyorum.
Terliyorum tabi.
Diyorum ki, "Bizim BBK takımı terlemeyi pek sevmez."
Aramızda sporcu arkadaşlar da var elbette ama genel BBK tavrı budur; Yokuştan ve terlemekten pek hoşlanmayız.



Yokuş ve terlemeyi sevenlerden biri de İhsan'dır.
Eski halime dönmek üzereyim, yakında yine suyunu çıkaracağım onun.



Fatih'in çikolata ikramı klasik oldu artık.



Herkes birer tane yese de Delta Force İhsan 3 tane götürüyor.
Hey maşallah, tosunum benim.



Aslında Fatih'le ben de 2şer taneyi götürdük billahi.



Sarmaş dolaş ağacımız altında..



Hoşbeşimizi sürdürürken..



Benim pisi koşa koşa geldi.



Sohbetimizin sesine uyanıp geldiğini düşünüyorum.



Geldiği hızla kucağıma atladı.



Kimin elinde mama bulacağını biliyor.



Akşam için balık programı yapıp arkadaşlarımıza haber veriyoruz.



Bugün Hatice ile yolda teknik bir iki bilgi alışverişinde bulunduk.
Artık bazı şeylere daha dikkat ederek sürecek.
Özellikle üç şey önemli;
Birincisi, yüksek kadans (düşük viteste hızlı pedal çevirme),
İkincisi, bisiklette öne fazla eğilmeyip, dik durmaya özen gösterme.
Üçüncüsü ise daha yavaş ve derin nefes alıp vererek kalp atışlarını yavaşlatma.



Eldivenlerimi unuttuğumu farkedip geri dönmüşken..



Birkaç görüntüye nişan alıyor ve ..



Deklanşöre dokunuveriyorum.



İniş biraz hızlı oluyor çünkü öndekiler arayı açtı.
Rüzgar için önlem, ağzı burnu örtmece.



Yakaladım işte.



Yokuş aşağı canavar kesiliyor bizimkiler.



Ama benden kaçamazlar.



Güneş, güzel yüzünü gösteriyor kısa bir süre de olsa.



Canım güneş.



Hatice durakladı ve seslendi bize.
Biz yanına gidene kadar, atan zincirini kendi başına düzeltti.
Aferim kız!



Bulutlar biraz azalınca, aradan mavi gökyüzünü görmek ne hoş.



Balıklar hazırlanırken..



Lokantamızın duvarlarını süsleyen..



Bu güzel çalışmalara gözüm takılıyor.
Necip ustanın bir arkadaşı bunlardan bir sürü hediye etmiş zamanında.
"Diğerlerini de görmek isteriz, onları da as duvarlarına." diyorum.



9 kişi olduk yemekte.



Çok acıkmışız çok.



Yiyip duru.



Şerefe…!



Üstüne bir de helva ve çay içilmezse balıklar ölmezmiş.
Fatih öyle deyip duru.



Onu da yeriz.



Bu da ayrı bir keyif.



Güzel bir gün geçirdik.



Yaşasın arkadaşlık.



..

.






Hiç yorum yok: